12 Ağustos 2013 - 08:50
S. Arabistan’ın terör karşısında iki yüzlü siyaseti

Suudi Arabistan'da basın yayın kuruluşları, Suudi Arabistan kralının, bu ülkede Birleşmiş Milletler terörle mücadele merkezinin tesisi amacıyla 100 milyon dolar yardım yaptığını yazarken, bu durum hem bölgede hem de dünya genelinde değişik tepkilere de neden oldu.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Arabistan kralı,  uluslar arası toplumdan da, şirretlikler, aşırılıklar ve uluslar arası cinayetlerden kurtulmak için  bu merkezden  istifa edilmesini istedi. Arabistan rejimi 2011 yılında böyle bir tesisin kurulması için Birleşmiş Milletler ile anlaşma imzalamış ve bu tesisin kurulması öncesinde hazırlık amacıyla  karşılıksız olarak 10 milyon dolar hibede bulunmuştur.

Suudi Arabistan kralının bu girişimi bölgede ve dünyada derhal etkisini gösterdi. Zira, bölge basınında yer alan  haber ve tepkilerde, Suudi Arabistan yönetiminin terörle mücadelede ikiyüzlü bir siyaset izlediği, nitekim bu konudaki  en bariz  uygulamalarının bizzat Suriye, Bahreyn, Yemen, Irak ve Lübnan'da görüldüğünü bildirmekteler.

Aslında Suudi yönetiminin uluslar arası  terörle  mücadele merkezinin kurulması konusundaki girişimleri  Suudi yöneticilerinin cevaplamakta son derece zorlandıkları bir paradokstur. Zira, Suriye'de buhranın çıkması ve yayılmasında kuşkusuz Suudi Arabistan  yönetiminin  çok ciddi miktarlardaki  maddi yardımları ve yine halkın seçtiği cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın liderliğindeki Suriye yönetiminin devrilmesi için  bu ülkeye  terörist gönderen ve bunlara her türlü imkanları veren Suudi rejiminin terörle mücadele konusunda bütün dünyaya yardım etmeye hazır olduklarını bildirmesi son derece   anlamsızdır. 

Bu arada Suriye yönetimi bu zamana kadar  bir çok kez Birleşmiş Milletler'e, Suudi Arabistan'ı, teröristlere maddi ve manevi yardım ettikleri, Suriye aleyhinde silahlı isyanda  ve çatışmalarda bulunmaları için bu ülkeye terörist gönderdiğini bildirerek şikayette bulunmuş ve bu şikayetinin  incelenmesini istemişti.

Öte yandan Suriye'de  terörün ve silahlı grupların isyanlarında çok büyük rolü olan Arabistan'ın benzeri rolü Yemen ve Bahreyn'de de görülmektedir. Zira, Bahreyn'de  halkın  reform yönündeki taleplerini barışçı gösterilerle dile getirmeleri ve öte yandan Yemen'de de benzeri isteklerin bizzat halkın büyük kesimi tarafından dile getirilmesi karşısında Suudi  rejimi, bizzat bu ülkelere asker ve askeri teçhizat göndermek suretiyle bu rejimlerin halklarını katletmelerini adeta teşvik  etmiş, söz konusu ülkelerde adeta iç savaşın  kışkırtıcısı olmuştur.

Öte yandan Arabistan'ın Lübnan'da benzeri bir rolü görülmektedir. Çünkü, Lübnan'da aylardır  hükümetin kurulamamasının temelinde Suudi Arabistan'ın, Lübnan'da batı ve Amerika yanlısı  Saad Hariri liderliğindeki 14 Mart grubuna verdiği destek ve bu ülkenin içişlerine müdahalesinin çok önemli rolü olmuştur.

Arabistan  Suriye, Bahreyn, Yemen ve Lübnan'dan ayrı olarak Irak'ta da terör saldırılarının  artması ve  seçilmiş başbakanın  devrilmesi için sürekli olarak bu ülkedeki Vahhabiler kanalıyla terör saldırıları düzenletmekte ve  özellikle son aylarda  yüzlerce ve hatta binlerce sivilin kanının dökülmesinde  bizzat ortaktır. Suudi Arabistan, 2003'ten beri Irak'ta bugüne kadar devam eden terör saldırılarının en büyük hamisi durumundadır ki Irak  hükümeti de bu zamana kadar  Arabistan'ı bu konuda bir çok kez suçlamıştır.

Bölgede fitne ve terörün yayılmasında son derece önemli role sahip olan Arabistan, 1980'de de, Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in İran  aleyhinde başlattığı ve 8 yıl süren savaş  döneminde Saddam'ın en büyük destekçisi konumundaydı. Suudi rejimi 8 yıl boyunca Saddam Hüseyin'e  sadece askeri  ve mali destek vermekle kalmamış bizzat bölgede kendine bağlı işbirlikçi ülkeleri de Saddam rejimine destek vermeye  zorlamıştır. Aslına bakılırsa, Arabistan söz konusu savaşta Saddam rejiminin en büyük destekçisi olmuş, diğer bir ifadeyle   uluslar arası emperyalistlerin ve Siyonistlerin adeta taşeronuna dönüşmüştür.

Bu arada  terör grubu el'Kaide gibi grupların  son 10 yılda mali kaynaklarına bakıldığında Arabistan dikkat çekmektedir. Zira, Suudi rejimi, el'Kaide'nin en büyük mali destekçisidir.
Amerika'nın önceki dışişleri bakanı Hillary Clinton, Suudi Arabistan'ın  uluslar arası terör ve aşırılık yanlısı gruplara  desteği konusunda yaptığı açıklamada, 'dünya terörizmi  mali açıdan Arabistan'dan besleniyor' diyerek aslında açık bir itirafta bulunmuştur.

Bütün bunlar dikkate alındığında Suudi Arabistan'ın terörle mücadele  merkezinin tesis edilmesi yönünde çabalarının hedefi ancak kamuoyunu aldatmak ve teröre verdiği desteği böylece  gizlemektir.